Hemodiyalizde Kullanılan Araç ve Gereçler

Hemodiyaliz işlemi, hasta kanının hastanın genellikle daha az kullanılan kolundaki bir arteriyovenöz fistül veya bir santral venöz kateterden alınarak hemodiyaliz seti içinde diyalizere pompalanması ve diyalizer içinde diyaliz solüsyonu ile aralarında hemodiyaliz membranı bulunacak şekilde karşı karşıya getirilmesini gerektirir. Bu nedenle bir hemodiyaliz seansı sırasında bu işlemi yerine getirmeye yarayacak bazı araç ve gereçlerin yapıları ve işlevlerinin bilinmesi gerekir. Bu araç ve gereçler şunlardır:

  1. Su arıtma sistemi
  2.  Diyaliz solüsyonu
  3. Diyalizer
  4. Hemodiyaliz makinesi ve setleri.

1.SU ARITMA SİSTEMİ

Hemodiyaliz uygulamasının yeni başladığı yıllarda hemodiyaliz sırasında kullanılan suyun arıtılmasının önemi yeterince anlaşılamadığı için hastalarda bakteri endotoksinleri, kloraminler, aşırı kalsiyum, magnezyum, flor, pestisitler gibi şehir şebeke suyunda her zaman küçük miktarlarda bulunabilecek maddelerin yarattığı ciddi entoksikasyonlar (zehirlenme) görülmüştür. Bu maddelerin suda bulunmaları bu suları içen ve kullanan insanlarda görülebilir bir sorun yaratmaz iken hemodiyaliz hastalarında ciddi entoksikasyon nedeni olmalarının nedeni kolayca anlaşılabilir. Son dönem böbrek hastalarında böbreklerin toksinleri vücuttan uzaklaştırma fonksiyonlarının yerine getirilemiyor oluşu toksik maddelerin kolayca birikimine yol açmaktadır.

Ayrıca normal bir insan haftada 10-15 litre su içerken bir hemodiyaliz hastası hemodiyaliz süresince dakikada 300-800 ml olmak üzere haftada 300-400 litre diyaliz solüsyonu ve içindeki su ile, dolayısı ile bu kadar suyun kapsadığı her türlü toksik madde ile temasa geçer ve bu temas doğrudan doğruya kan düzeyinde olur, gastrointestinal sistem ve diğer duyu organlarının söz konusu toksinlere karşı kötü tat duyumu, bulantı, kusma gibi savunma mekanizmalarını kullanabilmelerine de olanak yoktur. Bu nedenle prensip olarak diyaliz suyu içme suyundan çok daha saf, zararlı maddelerden çok daha fazla arındırılmış olmak zorundadır.

2.HEMODİYALİZ SOLÜSYONU

Daha önce de belirtildiği gibi hemodiyaliz solüsyonuna, hastanın kanından uzaklaşmasını istemediğimiz iyonlar aşağı yukarı hasta serumunda bulunan konsantrasyonlarda katılmalıdır. Böylece hipokalsemi, hiponatremi, hipomagnezemi gibi yaşamı tehdit edebilecek durumlardan kaçınılmış olur.

Bunun dışında üremik hastalarda daima bulunan metabolik asidozun düzeltilebilmesi için bu solüsyon içinde asetat gibi karaciğerde kolayca bikarbonata dönüşebilecek bir madde veya bizzat bikarbonat iyonları bulunmalıdır. Bu maddeler diyaliz suyuna eklendikten sonra elde edilen karışıma hemodiyaliz solüsyonu denilir. Diyalizden sonra, hasta kanı ile temas etmiş durumda ise bu sıvı diyalizat adını alacaktır. Diyaliz solüsyonu büyük tanklarda hemodiyaliz merkezlerinde hazırlanabileceği gibi, ülkemizde kullanıldığı şekli ile daha çok hazır konsantre elektrolit solüsyonlarının hemodiyaliz makinesi içinde arıtılmış su ile belli oranlarda karıştırılması yolu ile de elde edilir. Oranlı karıştırma sistemi (proportioning system) hemodiyaliz makinelerinin en hassas ve kritik aksamlarından biridir. Elektrolit konsantresinin su ile karıştırma oranı kullanılan hemodiyaliz makinesinin markasına ve konsantre solüsyonun tipine göre değişebilmekle birlikte genellikle asetat için 1:34, bikarbonat solüsyonları için 1:27.6 oranları sık olarak kullanılır. Kullanılan makinenin ve konsantre solüsyonun sulandırma oranlarının aynı olmasına dikkat etmek gerekmektedir.

3. DİYALİZERLER

Hemodiyaliz işleminin yapılabilmesi için 1-2 m2 genişliğindeki bir diyaliz membranı parçasının steril, kan akımına uygun, az yer kaplayacak ve pratik kullanımlı bir şekle getirilmesi gerekir. Bu amaca uygun, içinde diyaliz membranının bulunduğu, genellikle bir seferlik kullanıma uygun olarak imal edilmiş gereçlere diyalizer denilir. İdeal bir diyalizer aşağıdaki özellikleri taşımalıdır:

  1. Küçük ve orta moleküler ağırlıklı üremik toksinler için klirensi yüksek olmalıdır 
  2. Yaşam için gerekli maddeler için geçirgenliği ihmal edilebilecek düzeyde olmalıdır
  3. Yeterli ultrafiltrasyon (hasta kanından suyun uzaklaştırılması) sağlamalıdır
  4. Hemodiyaliz sonrasında diyalizer içinde ancak minimal miktarda kan kalmalıdır
  5. Güvenilirliği yüksek olmalıdır
  6. Non toksik olmalıdır
  7. Ucuz olmalıdır 

4.HEMODİYALİZ MAKİNELERİ

Hemodiyaliz makineleri esas olarak iki ana bölümden oluşur:

a. Ekstrakorporeal kan devresi: Ekstrakorporeal kan devresi kanın hasta (arteriyovenöz) AV fistülünün arteriyel tarafından alınıp diyalizerden geçirildikten sonra AV fistülün venöz tarafına geri verildiği sistemin adıdır . Ekstrakorporeal kan devresi şu parçalardan oluşur:

  • Hemodiyaliz seti
  • Diyalizer
  • Hemodiyaliz makinesine ait parçalar
  • Arteriyel ve venöz basınç monitörleri
  • Kan pompası • Heparin pompası
  • Hava kabarcığı dedektörü
  • Otomatik akım durdurucular (klempler).

b. Diyaliz sıvısı devresi: Hemodiyaliz makinesinin solüsyon konsantresini alıp diyaliz suyu ile karıştıran ve nihai diyaliz solüsyonunu elde eden, bu eriyik içindeki elektrolitlerikonsantrasyonları açısından kontrol eden, vücut sıcaklığına kadar ısıtan, hemoglobin kaçağı, solüsyon bileşiminde bozukluklar gibi durumları saptamaya yönelik ikaz sistemlerini kapsayan bir bölümüdür.

Diyaliz sıvısı devresi aşağıdaki bileşenlerden oluşur:

  1. Oranlı karıştırma pompası
  2. Isıtıcı
  3. Deaerasyon modülü
  4. Kondüktivite kontrol monitorü
  5. Sıcaklık kontrol monitörü 
  6. Kan kaçağı tesbit monitörü
  7. Diyalizat basınç monitörü
  8. Diyalizat pompası 
  9. Dezenfeksiyon sistemi
  10. Ultrafiltrasyon kontrol sistemleri

Hemodiyaliz Giriş Çıkış Seti, Hemodiyaliz Fistül Giriş Çıkış Seti, Hemodiyaliz Kateter Giriş Çıkış Seti